bayramlık kıyafetler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayramlık kıyafetler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2017 Perşembe

İÇİMİZE BAYRAM MI KAÇTI ?



    Yok yok. Öyle karmaşık cümleleri birbirine kuyruk yapıp, kafalarınızı ip misali karıştırmaya gelmedim...

    Belki de tam da onun içindir bu yazım. Kendime bile ispatlayamadığım kelimelerin, yaslandığınız duvar olması içindir herşey. Öyleyse bile boş avuntulara kulak asamayacak kadar dolusunuz farkındayım. Ama eskiden şeker tadında bayramlar sunulurken ; şimdi ise bayram tadında şekerlere maruz kalıyor yeni gençlik.

    Akrabadan, eşden uzak en çokta gönüllerden uzak ; bir telefonun bile çok görüldüğü bayramlar...

    Oysa daha 15 yıl önce kıyafetlerin bayrama özel olanına bayramlık demiş, bir de onları yatağımın başına iliştirip sarılıp uyumuştum. Güzeldi herşey işte. Hemde herkesin görebildiği kadar.

   Neyse birazda bize dönelim. 10 takım bayramlığı oldu kızımın. 3 ü babası ile benden. 3 tanesi teyzesi, 1 tanesi annesi 3 tanesi de anneannesi ve dedesinden.
( Dedesinin aldığı bir takımı eve getirmeyi unuttuğumdan resmi yok malesef. Oda kedili fuşya renginde şortlu dantelli takımdı. )











    Eski tadı kalmasa bile yine de çok güzel bir bayramdı benim için. En değerlim benim yanımda, bende en değerlilerimin yanındaydım. Arefe gününden annemlere kalmaya gittik. Yani arefeden bayramı getirdik onlara. :) İftar yemeği olarak en sevdiklerim seçilmiş. Su böreği, içli köfte, köz patlıcan çorbası ve bir kaç ilaveler. Sonra iftarla birlikte ana baba günü olan çarşıyı gezip köz mısır yedik. Oradan da parka çay içmeye gittik. Eve döndüğümüzde saat 24:00' ü bulmuştu. Ertesi gün ise gelenin gidenin haddi hesabı yok. Buna da eyvallah. Severiz misafirleri de. Birde kızım her misafirle birlikte tepeme tepeme çıkmasa. Yamyamlıkta sınır tanımadık kısacası. Sanki dağın başında büyüyorsun be çocuk. Sıcak bir yandan, Esila diğer yandan arada ben fenalıklar geçirdim tabi. En son saat 23:00 olmasına rağmen inatla uyumamakta ısrar edince anneannesi ve dedesi kaptıkları gibi Lunaparka götürdüler. Bu bahaneyle gün boyu birşey yememesine rağmen orada tıka basa doyurmuşlar. :) Eve geldiğinde ise yastığa kafasını koyar koymaz gümledi gitti.

    2. günü ise sabahtan ablama kahvaltıya gittik. Esila leo ( ablamların kedisi) ile takılıp durdu. Bir oraya bir buraya derken uykusu bile gelmedi cadının. 17:00 ' ye doğru da kucağıma yattığı gibi uyudu. Bende bu şirin kapkapı yakından inceledim. Sizce de bayram şekeri gibi değil mi ? :)



    Bizim bayramımız bazen öyle bazen de böyle geçti işte. Böyle bir ailem olduğu için çok şanslı olduğumu bir kez daha anladım. Ve " söz uçar yazı kalır " sözüne binayen de bu hislerimi buraya iliştirmek istedim. :) Herşey güzeldi güzel olmasına da eksikti bir yanım. Yarımdı yada hiç yoktu. Belki de yerinden oynamıştı, yalama yapmıştı artık. Bastıramadıklarımın tutsağı oluverdim bir anda. İki dağın arasında kalmışcasına sıkıldı işte içim. Ne biraz eksik ne de biraz fazla. Tamda herkesin istediği, beklediği kadar sıkıldı...